Pazar, Mayıs 17, 2009

Sürpriz Tatlı...


Sayfa bir BÖ'ledi, çıkamadı bir türlü o moddan. Kendim bile sayfayı açıp baktıkça karşımda koca bir "BÖ" görmekten artık o kadar çok sıkılmıştım ki, sizi düşünemiyorum bile.
Ancak tembellik üzerime yapıştı, gitmek bilmiyor. Ve nasıl silkinip kendime geleceğim hiç bir fikrim de yok.
Aslında her şeyin sorumlusu sanırım FriendFeed... Öyle bir sosyal ağ ki o, havadislerden hiç bir şey kaçırmak istemiyor insan. Bu yüzden de bilgisayarın başından kalkıp mutfakta bir şeylerle uğraşmak hiç de cazip gelmiyor.

Günlerdir sayfaya konulmayı bekleyen çok basit ancak bir o kadar da çok lezzetli bir tatlı var sırada. Yiyenleri şaşırtan cinsten hem de... "Ne var bunun içinde?" diyen soranları da bir testten geçiriyorum her seferinde; "Hadi bilin bakalım!" diye...

10 tane Halley bisküvi
1 paket Dr.Oetker krem şanti
1 paket Dr.Oetker çikolata sosu
400-500 gr. çilek (isteğe bağlı)

1. Öncelikle çikolata sosunuzu paketin üzerindeki tarife göre hazırlayın ve soğumaya bırakın.
2. Krem şantiyi de paket üzerindeki tarife göre hazırlayıp bir kenarda bekletin.
3. Çileklerinizi yıkayıp temizledikten sonra ikiye ya da dörde bölün.
4. Bisküvileri elinizle küçük küçük parçalayın ve krem şantinin içine katın.
5. Çilekleri de bu bisküvili karışıma ilave edin ve malzemeleri iyice birbirine yedirin.
6. Servis yapacağınız bir borcama bisküvili karışımı yayın.
7. Diğer yanda soğumaya bıraktığınız çikolatalı sosu bu karışımın üzerine dökün.
8. Üzerini çilekler ve çikolata parçalarıyla süsleyebilirsiniz.

Cumartesi, Nisan 11, 2009

Blog Ödülleri

bö!2009

Dediler ki bir gün; " emek sarfettiğiniz bir blogunuz var, neden bu seneki blog ödülleri yarışmasına katılmıyorsunuz?"
Sanki sırf bu cümleyi duymayı bekliyormuşum gibi okuduğum ikinci dakikasında Blog Ödülleri sayfasındaydım. Beşinci dakikada kaydımı yaptırmış. Ertesi gün de Mutfak Robotunun
Yemek Kategorisinde, Kalemtrasin ise Kişisel kategori de aday olduğunu onaylayan mesajı almıştım.

İşte şimdi sıra oylamada. Bugünden itibaren 26 Nisan'a kadar biz ordakiler sizin oylarınızı bekliyoruz !

Haydi pamuk parmaklar klavye başına !!

Salı, Nisan 07, 2009

Mantar Soteli Tavuk


Kişinin kendine has bir damak tadı vardır, bilirsiniz. İlla ki, fiziksel olarak yemek eylemini gerçekleştirmek şart değildir. Bir resim bile yeter, o tadı almanıza. En azından benim için...

Mutfakta pişenler bu ara çok enteresan değil bizim evde. Enteresan bir şeyler bulmaya uğraşmak için de çok tembelim hatta. Havadan olsa gerek. Kandırdı bizi bu havalar. Bahar geldi dedirttikten sonra yeniden ıslak ve karanlık. Kış rehavetini atma zamanı geldi derken yine miskinleşiverdim.

Yazmasam da okumak yoğun gündemimde bugünlerde. Öyle ki, hayat hızla akıyor ve ben okunması gerekenlerin sadece 1/10 ni bile okumadım diye telaş içindeyim sanki. Kah kitaplar, dergiler düşmüyor elimden, kah internet sitelerinde kayboluyorum.

İşte aşağıdaki tarif sanal dünyadaki sayfalar arasında dolaşırken, fotoğrafını görür görmez tadını hissettiğim bir tarif idi. Derhal malzemeler temin edildi ve mutfakta işe koyulundu….


1 paket makarna (makarna ölçünüzü kişi sayınıza göre değiştirebilirsiniz)

Tavuk göğsü (kişi sayınıza göre parça adetini ayarlayabilirsiniz)

Un, karabiber, tuz

1 paket mantar, ince dilimlenmiş.

4-5 yemek kaşığı zeytinyağı

1-2 yemek kaşığı tereyağı

½ su bardağı beyaz şarap / tavuk suyu

½ limon suyu

½ su bardağı süt kreması

1 tatlı kaşığı kapari

1 avuç kadar ince kıyılmış maydanoz.


1. Öncelikle makarnanızı paketteki tarife göre haşlayın.

2. Tavuk göğüslerini iki şeffaf folyo arasına koyup ince oluncaya kadar dövün.

3. Tavuk dilimlerinin her iki tarafını tuz ve karabiberleyp yine her iki tarafını unlayın.

4. Tavada yağları kızdırın. Tavukların her iki tarafı iyice kızarana dek pişirin.

5. Kızaran tavukları tavadan çıkartıp bir servis tabağına alın.

6. Aynı tavada, mantarları soteleyeme başlayın.

7. Mantarlar suyunu bırakıp çektikten sonra şarabı (ya da tavuk suyunu) ilave edin ve biraz buharlaşmasını bekleyin.

8. Limon suyunu ilave edin ve bir süre kaynamaya bırakın.

9. Süt kremasını ekleyin. İyice karıştırın.

10. Kaparileri de ilave ettikten sonra ocağınızı kapatın.

11. Servis etmeden önce mantar sotenizi kıyılmış maydanozla süsleyin.

Pazartesi, Mart 23, 2009

Limonlu Tart


Biz baharı bekledikçe sanki o bizden kaçıyor. Her ne kadar yağmura çok ihtiyacımız olsa da havanın neredeyse her gün griliği ve ıslaklığı usandırmak üzere. Cemreler düştü düşeli toprak mis gibi. Yemyeşil ve o yeşillikler arasından fışkıran sarı, beyaz papatyalar, sabırsız çocuklar gibi bize baharı müjdelemek için can atıyor. Fakat, görünen o ki, biraz daha sabretmemiz gerekiyor.

Geçenlerde bir arkadaş toplantısında tattığım pratik, bir o kadar da lezzetli bir tatlıyı paylaşamak istiyorum bu defa.

1 paket hazır kek tabanı
1 kase süt
2 limon suyu ve kabuklarının rendesi
2 yumurta
7 çorba kaşığı pudra şekeri
2 yemek kaşığı mısır nişastası
1 paket vanilya
1 ½ su bardağı su
1 paket çiğ krema
40 gr. Kadar çikolata rendesi (gerekirse çoğaltılabilir)

1. Hazır tabanın bir tanesini sütün yarısı ile ıslatın ve servis tabağınıza koyun.
2. Ayrı yerde şeker ve yumurtaları çırpın. Limon suyunu ve rendesini bu karışıma ilave edin.
3. Ateşe dayanıklı bir kapta nişasta, vanilya ve suyu karıştırıp ateşe koyun.
4. Nişastalı karışım kaynadıktan sonra limonlu karışımı ekleyin ve biraz fokurdattıktan sonra ateşten alın.
5. Çiğ kremanızı bu karışıma ilave edin ve iyice çırpın.
6. Servis tabağınızdaki sütle ıslatmış olduğunuz tabanın üzerine karışımın yarısını dökün. İkinci tabanınızı da sütle ıslattıktan sonra üzerine kapatın.
7. Kalan limonlu karışımı da dökün ve bir spatula yardımıyla yayın.
8. Çikolatanızı rendeleyin ve limonlu tartın üzerine serpin.
9. Bir gece buzdolabında tatlınızı donması için bekletin.

Çarşamba, Şubat 25, 2009

Kış Güzeli


Enginarlar bir kaç zamandır pazar tezgahlarında yerini almaya başladılar. Karaciğerimizin sağlığı açısından bütün kış boyunca 40 tane enginar yememiz gerektiği söylenir. Bu yüzden sıklıkla soframıza katılır enginar bizim evde. Zeytinyağlısı, etli-bezelyelisi....


İlk günler fiyatları el yakar cinsten olunca ne yalan söyleyeyim biraz daha bekleyebilir diye geçirmiştim içimden. Tezgahların önünden içim giderek geçiyordum. Ta ki düne kadar... Dayanamadım 1,5 TL. den aldım.


Annem son günlerde enginarı farklı pişirdiğinden ve çok daha lezzetli olduğundan bahsediyordu. Bunun üzerine gazetede de enginarın limonlu suda haşlanıp yenmesinin daha keyifli olduğunu da okuyunca aldığım enginarları bu şekilde pişirmeye karar verdim.


Son günlerde sebzelerin vitaminlerini saklamak amacıyla her şeyi buharda pişiriyorum. Enginarlarımı da buharda pişirdim. Tek dezavantajı biraz kararmaları oldu ki o da beni hiç rahatsız etmedi doğrusu.

Haşladıktan sonra üzerine zeytinyağı ve limonlu sosumu döktüm ve dereotuyla süsledim.


Gerçekten de çok lezzetli, enginarın enginar olduğunu tam hissettiren bir sebzem vardı tabağımda. Tavsiye ederim bir kez deneyin seveceksiniz.

Pazartesi, Şubat 23, 2009

Çikolatalı Cheesecake


Tarifi ilk okuduğum andan itibaren hiç aklımdan çıkmadı. Çikolatalı olması da ayrı bir tutkunluk yarattı elbette. Ne yapıp edip bir an önce denemeliyim diye not almıştım bir kenara. Üzerinden neredeyse 2 ay geçmiş o günden bu yana. Nihayet malzemelerimi, ki en önemlisi labne peyniriydi, tamamladım ve işe koyuldum.

Sabırsızlanıyordum bu cheesecake’i yaparken. O yüzden, tembellik deyin buna isterseniz, bisküvileri yağlayıverdim hemencecik. Ancak siz dilerseniz Cenk’in tarifindeki gibi alt kekini hazırlayabilirsiniz. Bir dahaki yapışımda ben de keki yapacağım.

Bir başka tembelliğimde çikolata konusunda oldu. Baştan kontrol etmediğim için bitter çikolatam tarifteki miktardan çok az çıktı dolaptan. Her şeyi bırakıp markete gitmek o anda zor geldiği için dolapta çok sevdiğimiz Eti’nin Bademli-Portakallı bitter çikolataları gözüme çarptı. Neden olmasın deyip onları erittim ve karışımda kullandım. Yerken hafif portakal tadı ve kokusu çok keyif verdi doğrusu.

Orijinal tarifi Cenk'in sayfasında bulabilirsiniz. Favori tatlılarımdan biridir cheesecake. Bundan sonraki limonlu bir deneme olacak sanıyorum.

Salı, Şubat 10, 2009

Brokoli Yedirmenin Yolu

Annem hep der ki: "Şimdiki brokoliler hiç ilk yediklerimiz gibi değiller" Ona göre güya her şeyde olduğu gibi bunun da genetik yapısıyla oynamışlar ve tadını tuzunu bozmuşlar. Haklı olabilir. Ben brokolinin mutfaklara ilk düştüğü zamanlardaki tadını pek anımsayamıyorum doğrusu.

Her ne olursa olsun, mutfağımdan eksik olmayan sebzelerden biridir brokoli. Ancak benden başka da seven olmadığı için kendime yetecek kadar alır, haşlar, sarımsaklı yağ-limon yapar yerdim. Ne salatasını, ne çiğini ve ne de çorbasını bizimkilere sevdirememiştim ta ki yeni versiyon salatamı sofraya koyuncaya dek.

Miktar olarak bir şey belirtmem pek mümkün değil bu salata için. Dilediğiniz kadar aşağıdaki malzemeleri kullanabilir, ağız tadınıza göre soslayabilirsiniz.

Brokoli
Kırmızı kuru soğan
Ceviz
Zeytinyağ
Balsamik Sirke (üzüm sirkesi de kullanabilirsiniz)
tuz
Subscribe to me on FriendFeed XING